Köy kurulmuş, Piri Bey oymağım toplamıştı.
Gardaşlarım... Yeni bir yurt edindik, evler yapıp köy kurduk. Bu yurdumuzun da bir
adı olmalı. Kendimizi bir bütün olarak köyümüzle tanıtmalıyız.
Onun bu sözleri oymağı tarafından coşkunlukla karşılandı. Oymadın en yaşlısı
olan Mustafaların atası Hacı İbrahim Efendiden bir ad istediler. O da:
Yeni yurdumuzda bizi huzura kavuşturan çalışkan Pirimizin evladı olmadığından,
yerini kabul ederse bu köyün adım ve tüm köyü evlat ederek köyümüze Onun adım
verelim. Adı Piri Kondu olsun. Köy adı coşkunlukla kabul edildi.
Hayvancılığın yanında bez ve kilim tezgahları da kurmuş, geçinip gidiyorlardı ki
Klikya Bölgesi Ermenilerinin saldırılarına uğradılar. Aynı soydan gelen öteki
Türkmen kolu da Akseki taraflarına yerleşmişti. Ermeni saldırılarına karşı
birleştiler. Bu hususta İslam Ansiklopedisi 10. cilt 381.sayfasında Klikyanın fethi
1185 başlıklı yazıda: Bizans kapılarına dayanan ve Anadolu'da kuvvetli bir kök
sahibi olan Selçuklular, Bizanslılardan vergi alıyorlardı. Aynı yıl Klikya Bölgesi
Türkmenleri Ermeni Krallığım tamamen istila ettiler. Bu fethi II. Kılıç Arslan
adına yaptılar. Klikya Bölgesinin Türkmenleri, Suriye üzerinden geldiği anlatılır.
Çevrenin tamamen düşmanlardan annması sonucu atalarımız, ticaret hayatına
başladılar. Sürüleriyle uğraşıp tezgahlarım çalıştırdılar. Zaman zaman da
Anadolunun siyasî akımlarına ayak uydurdular. Selçuklu imparatorluğu parçalanınca
Anadolu'da Anadolu Selçuklu imparatorluğu kuruldu. Böylece Piri Kondu Anadolu'da
Anadolu Selçuklularının bir köyü olarak hizmetini sürdürdü.
Piri Kondu'da yıllar yılları kovaladı ve büyüyen köye, ihtiyaç hale gelen bir
mescit yapılması kararlaş- tırıldı. Bekir Efendi ve Hacı İbrahim adlarındaki
zatlar köye önderlik ederek mescidi bir yazda tamam- ladılar. Halkın en yaşlısı
olan Hacı ibrahim'e de imamlık görevi verdiler. Demek oluyor ki Kuzan Camii olarak
tanınan ibadethane, şitli araştırmalar ve eskiden yapılmış süslemeleri ile Büyük
Selçuklar zamanında yapılmış olduğu anlaşılmaktadır (Tahminî olarak 1100-1150).
Anadolu'da Selçuklu Hanedanı Arslan Yabgu, Resul Tiğin ve Kutalmış'la başlamıştı.
Ayrıca bir devlet olarak kurulduktan sonra Türkün özelliği yine kendini gösterir:
Sınırlarım genişletip, hükmetmek, işte bu idare Alaeddin Keykubat zamanında en
sağlam ve en parlak devrini yaşar. Parlaklığın süslediği zaferlerden önemlileri:
Moğollarla iyi geçinip, doğuyu güvenliğe alması ve Antalya'yı fethetmesidir.
Yöremizle ilgili olan Antalya fetihidir. Çünkü Antalya fetihinde Piri Kondu yolu
güzergahıdır. Bu hususta M. Ali Kemaloğlu'nun Alanya Tarihi eserinin 61. sayfasında
aynen şöyle anlatılır: Bizzat hükümdarın kumar ettiği Türk Ordusu, en kısa yol
olan Konya-Çumra-Dinek-Belviran-Hadim ve Pirlevkanda yoluyla Kalonoros'a (Antalya)
inmiştir. Bu zaferin dönüşünde soğuk suyundan testisini dolduran kızın çeşmesine
yaklaşır Çeşmeden su içer ve kıza sorar:
- Kızım köyünüz nerededir ?
- (Asar Belini göstererek) Şu tepenin arkasındadır Sultanım.
- Söyle köylülerine, sultanım bu çeşmenin yapılmasını istiyor. Diyerek yoluna
devam eder. Bunun üzerine o suyun bulunduğu mevkiye çeşme yapılır. Çam ağacından
oyularak yapılmış su içme kabı (şapşak olarak bilinen) da konur. Çeşmenin
yapılmasına vesile olan Alaeddin'e izafeten Sultan Çeşmesi denir. Çeşmenin adı hala
Sultan Çeşmesi olup soğuk suyuyla meşhurdur.
Sultanın suyunu beğenip, çeşme yapılmasını emreden Alaeddin bu küçük köyün
kimliğim sorduğunda (coğrafî bölümünde yeri anlatılırken yazdığımız gibi)
Aladağlı EIhaç Mustafa vakfı olduğunu öğrenir. Bundan sonra büyük bir kasaba
olarak çevremizi Piri Kondu'ya tapuladı.
Yıllar yılları kovalıyor, köy genişliyor ve ahalisi çoğalıyordu. Halk çeşitli
yerlerde ticarete başladı. Nesiller değişiyor, nesillerle birlikte köyün adı da
Piri Kondu - Pirilkondu - Pirlevkanda ve Pirlonda olarak değişiyordu. Evliya Çelebi
Seyahat- namesinin 9. cilt, 290. sayfasında Kariye-i Kondu olarak ve sahrasında bir
Türkmen köyüdür. Diyor.
Bu arada efsane olarak bilinip anlatılan bir gerçeği anlatalım:
Konya Eski Eserler Müzesi Müdürlüğünden alınmış, 1203 te yayınlanmış,
zamanının resmî gazetesi şeklinde olan MECMUATÜL TEVARÎ-ÜL MEVLEVIYE adlı
mecmuanın 110. sayfasından alınmıştır.
«Keramet-i Dar Karyeri Pirler-Konda» bu paragrafta beyan ediliyor. Hz. Mevlana Hadim
civarına birkaç günlük istirahat ve teferrüç için gittiklerinde (Hicrî 668 ki Hz.
Mevlana 64 yaşında iken) O karyeden geçerken çamaşır yıkayan kadınlara tesadüf
ediyor. 0l -o- kadınlardan su istediğinde bir tas su verilir. Suyun içine çam çöpü
koyulur. Bunu niçin yaptığını suyu veren kıza sorduğu zaman:
- Efendim terlisiniz. Soğuk su zarar verir diye attım dedi. Hz. Mevlana:
- Adım bağışla kızım der.
- Adım bağışlandı efendim diyerek kız cevap verir. Bunun üzerine Hz. Mevlana:
- Bir arzunuz var mı? diye sordu. Dokuma bezlerinden LONCA (zamanın esnaf vergisi)
mühürü basılıp, damga vergisi alınıyordu. Bez damgalayan memurların güçlük
çıkardıklarından yakındılar. Canlarının yangın olması hasebiyle Hz. Mevlana bu
iş zımnında tahsilat talebinde bulundular. Hz. Mezlana Tac-ül Vezir Süleyman
Muiniddin Pervaneye bir kağıt yazıyor, bütün vergilerden muaf tutulması için
«ÇAMINIZ KURUMASIN, KARINIZ FARIMASIN, SUYUNUZ ILIMASIN VE BEZÎNÎZDEN DAMGA AKÇASI
ALINMASIN» dediler. Bunu Pervaneye verdiler. O da cemî Tekaküften muaf tuttular.
Alaeddin Keykubat'tan sonra parlak devrini kaybeden Anadolu Selçukluları, Moğolların
baskınına maruz kalır. Moğollar İran'ı alıp Anadolu sınırlarına yaklaştıkları
sırada Anadolu Selçuklularının basında II. Gıyaseddin Keyhüsrev bulunuyordu. Bu
babası Alaeddin Keykubat gibi değerli bir adam değildi. Sadettin Köpek adında bir
emirin etkisinde kalarak bazı Türk beylerini öldürtmüş, bazılarını da
gücendirerek yalnız kalmıştır. Aynı zamanda Baba İshak adında bir Türkmenin
ayaklanmasını da zor bastırabilmiştir. Böyle bir zamanda Baycu komutasındaki Moğol
ordusu İran üzerinden Anadolu'ya girdi. Zaten Orta Asya'da ve Maveraun Nehir'de bulunan
Türklere binbir türlü eziyet yapıp, taş taş üstünde bulunmayacak şekilde
yakmışlar ve yıkmışlardı.
Anadoluya giren Baycu, Erzurum'u ele geçirdi. II. Gıyasettin Keyhüsrev kendi ordusundan
başka Eyyubilerden yardım istemiştir. Buna rağmen Baycu'ya 1243 yılında Kösedağ
Muharebesinde yenilmiştir. Vergi vermek suretiyle anlaşmaya varılmıştır. Varlığı
ve yokluğu farksız oluşundan sonra Sultan II. Mesud'un da ikiyüzbin kişiyi Moğollara
öldürtmesinden sonra 1308 yılında Anadolu Selçukluları yıkılmıştır.
Bundan sonra Anadolu'da birtakım Türk beylikleri kurulur. Bunlar: İçel-Ermenek ve
Konya'da Karaman Oğulları, Kütahya'da Germiyan Oğulları, Birgi-Tire-İzmir ve
Aydın'da Aydın Oğulları, Manisa ve Menemen'de Saruhan Oğulları, Balıkesir ve
Bergama'da Karesi Oğulları, Kastamonu ve Sinop'ta Candar Oğulları, Eğridir-Isparta ye
Antalya'da Hamit Oğulları, Milas ve yörelerinde Menteşe Oğulları, Söğüt ve
çevresinde Osman Oğulları.
Pirlonda beylikler zamanında Karaman Oğullarına bağlı yaşadı Fatih Sultan Mehmet'in
1487'de Karamanı alıncaya dek. Bu tarihten sonra da Osmanlı İmparatorluğuna bağlı
olarak kalındı. Ancak Pirlonda Karaman Oğullarına bağlı kaldığı sırada tarihî
bir geçit daha vermiştir: Karaman Oğlu ile Antalya Beyi Hamit Oğlu sınır
anlasmazlığına düşerler, mütareke ile karar verilir ki her iki bey şafakla yola
çıkacak, karşılaştıkları yeri sınır yapacaklardı. Efsane olarak
anlatıldığına göre Karaman Beyi horozuna kara biber yedirip erken ötmesini, böylece
şafak denilen vaktin erken gelmesin! sağlar. Horoz ötümü ile çıkılacağı
kararlaştırıldığından her bey karşı tarafa birer adamlarım gönderirler. Bu
adamların sayesinde erken yola çıkma değil de horozun ötmesi şart oluyordu. Karaman
Beyinin kurnazlığıyla ve horozunun erken ötmesiyle Konya'dan yola çıkıp Hamit
Oğullarından daha çok yol alırlar. Bu yol güzergahı daha önce bilinen Alaeddin
Keykubat'ın Antalya seferi yoludur. Böylece Pirlondadan geçen bey, Hamit Oğlu ile
bugün bile adı ile maruf BEYLERİN TOPRAK YIĞDIĞI YER'e varırlar. Burası
Pirlondanın 27 km. güneyi, Ermenek tarafıdır. Anlaşma üzere adından da
anlaşılacağından sınır olarak suni bir toprak yığını yaparlar.
Türk ve Müslüman alemini haçlılara karşı koruyan Selçuklulardan sonra Anado-
lu'daki Türkler beylikler halinde parçalanmışlardı. Bunlardan yine Oğuzların Kayı
Boyundan olan Türklere daha Selçuklular zamanında Ertuğrul Gazi zamanında Anadolu'ya
Moğollardan kaçıp sığınmışlardı. Ertuğrul Beyden sonra babasının yerine geçen
Osman Bey Selçuklular tarafından uç şehri olan Söğüt'e Bizanslılara karşı
yerleştirilmişlerdi. Beylikler devri başlayınca, Söğüt çevresinde de Osman Bey
para bastırıp hutbe okuttu, padişahlığını ilan etti (1299). Diğer beyliklere ve
Bizanslılara karşı üstünlük sağlandı. Rumeliye geçildi. Kosavalar, Niğbolular,
Varnalarda yeni yeni haçlılara karşı konuldu. Nihayet çıban başı olan Bizansı
(İstanbul'u) 1453'de Fatih Sultan Mehmet ülkesine, Türklere kazandırdı. Böylece
çağ açan Türk unvanım aldı. Bu zaferin yanında Uzun Hasan galibiyeti ile Anadolu
birliğini sağlaması Türklüğün gücünü ortaya koydu. Anadolu birliğini
sağlarken, beylikleri ülkesine katarken, Fatih'i en çok Karaman Oğulları
uğraştırdı. Karaman Oğullarının Osmanlılara iltihakı ile Pirlonda da Osmanlılara
iltihak etmiş oldu......
|