.... Bu siyasî tarihin akışı içinde Pirlando ilim, sanat ve tekniğine de yer verip ulemalar, erişkin hocalar, bilginler yetiştirmiştir. Nitekim bunların en büyüğü olan Uzun Şıh'ın efsanesini anlatalım: . Pirlando Kuzan Mahallesi tarafında bir köydür. Eminlerin Hatıplardan olan Uzun Şıh, bilgin ve Allah katında özel bir yeri olan insanlardandır. Halkımız böyle insanlara erişkin demektedir. Sabah namazını Mekke'de kılıp gelen adamlardan olup Yavuz Sultan Selim zamanında yaşamıştır.

Yavuz Sultan Selim Şah İsmail'e daha babası II. Beyazıt (Sofu Beyazıt) zama- nında kızıyordu. Çünkü Şii meshebini Anadolu'da el altından yayıyor, Doğu Anadolu'yu bende etmek istiyordu. Babasının yerine geçince zamanın en gözde beldesi olan Bağdat'ı almayı düşünüyordu. Bunun için önce doğudaki Şah ismail tehlikesini kaldırmağı gerekliydi. Bu amaçla ülkesine bir fermanla zamanının hocalarım çağırmak için haberciler gönderdi. Haberciler medreselerin bulunduğu yerlere uğruyorlardı. O zaman Pirlonda da medrese vardı. Uzun Şıh medrese tahsili görüp hocalık yapmaktaydı. Gelen haberciye «Sen git ben gelirim» der. Anasının yeni pişirdiği yufka ekmek ile uzun bir zaman aradan vakit geçmesine rağmen daha ekmek soğumadan haberciye yetişir, Ona taze yufka ikram eder. Böylece saraya varılır.

Yavuz Sultan Selim gerçek din ve fikir adamlarım, gerçek ulema kişileri anlamak için sarayın giriş kapışı eşiğinin altına Kur'an-ı Ke-rim'i koydurur. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen din adamları selam verip saraya dolarlar. Uzun Şıh ise gerçek ermişliğini gösterir. Kapının bekçileri «Buyur hocam» demelerine rağmen O saraya girmez. Askerler durumu padişaha bildirirler. Derhal dışarı fırlayan padişah Uzun Şıh'a:

Girsene!.. deyince. :

Kokusunu aldım. Emaneti eşiğin altından almazsanız giremem. Onu atlayamam, deyince padişah buna çok sevinir, îşte gerçek hoca diye düşünüp Kur'an'ı oradan aldırtır. Aradığım artık bulmuştu. Gelen hocalarla kısa bir sohbetten sonra onların dağılabileceğini fakat Uzun Şıh'ın kalmasını söyler.

Yalnız kaldıklarında:

Hocam ben Bağdat'a sefere çıkmak arzusundayım. Ne dersin?

- Padişahım, akşamın işini sabaha bırakma, diyerek Ona zaferini müjdeler. Bunun üzerine padişah hocaya teşekkür eder ve derhal ordusuna emir verir.l

Anadolu'yu baştan başa geçen ordu huzursuz olmaya başlar. Nereye gittiklerini bilmemektedirler. Yavuz'un çadırma ok bile atmışlardır Bunun üzerine Yavuz tarihî sözünü söyler: ;

- Er olan benimle gelsin, rahatlarını düşünenler karılarının yanma gitsin. Galeyana gelen ordu Yavuz'un peşine düşmeye mecbur olur. Şah ismail 1514'de Çaldıran'da ağır mağlubiyet alır. İran zaptedilip Şii tehlikesi kaldırılır. Daha sonra 1515-1516'da Irak üzerine döner. Tarihin gözde merkezi olan Bağdat bütün ihtişamıyla görünür. Ordusunun yorgun oluşunu düşünen ve vaktin geceye doğru oluğu istirahata mecbur etmişti. Çok yorgun olan Yavuz derhal otağında uyumuştu.

Diğer taraftan Osmanlı ordusunu gören Bağdatlılar, savunmaya hazırlanırlar. Kaleyi ellerinden geldiği kadar kapatırlar. Yavuz uykusunda bir tekme yediğini hissedip ve Uzun Şıh'ı rüyasında görüp irkilerek fırlar. Çünkü Uzun Şıh Onu tekmeleyip:

- Akşamın işini sabaha bırakma demedim mi ben sana demişti.

Yavuz derhal orduya emir verir. Ani baskın ve hücumla Bağdat alınır. 1517'de Ridaniye Savaşıyla Mısır'ı ve Arabistan Yarımadasmı da alan Yavuz ilahi dinin halifelik temsilciliğini, Peygamberimizin emanetleriyle teslim alır. Bu büyük zafer ve kazanç Türkler için ilelebet gidecek bir temsilciliğin basamağı olmuştur.

Anadolu'ya dönen Yavuz, Uzun Şıh'ı çağırtır.

- Hocam sayende çok şeyler kazandık dileğin ne ola?

- Sağolun Hünkarım, sağlığınız.

- Yok yok... Sana birşey vermeliyim. Ne dilersin?

- Padişahım köyüme bir camii yaptırın, başka bir dileğim yoktur. Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim yeteri kadar akçenin Uzun Şıh'a verilmesin! emreder.

Uzun Şıh'ın evi Hatıpların evinin yerindeydi. O zaman bu ev Pirlonda'nın dışındaydı ve etrafı mezarlıktı. Cami için aldığı akçe ile Pirlondaya dönen Uzun Şıh bütün köylüyü toplayıp cami için bir yer seçerler. Halk arasında seçilen yere itirazlar olur:

- Hoca evinin yanına camiyi yapıyor.

- Hoca cami bize çok uzak, köyün dışına oluyor. Gibi... Bunun üzerine Uzun Şıh:

- Arkadaşlar, seçilen bu yer evet bugün köyün dışında kalıyor fakat zamanla camimiz köyümüzün tam ortasında kalacaktır.

Bununla ikna olan köylüler daha Yavuz'un sağlığında camiyi yaptılar. Caminin yapıldığını da Yavuz'a haber verdiler, işte bugün Büyük Cami adı ile bilinen camimiz Yavuz Sultan Selim tarafından, Uzun Şıh vesilesiyle yapılıyor. Resmi kayıtlarda da caminin adı Uzun Şıh Selimiye Camisidir.

Arap Hoca ile başlayan Pirlondanın manevi fikir zenginliği olan hayatı Uzun Şıh aşamasını geçtikten sonra Osmanlıların ıslahat hareketlerinde fikren hizmet eden sarayda yaşayan fikir ve huzur hocalanmıza kadar gelir.


1974' te basılmış olan TAŞKENT' İİN DOĞUŞU adlı kitabdan alınmıştır.