|
Mehmet Vehbi ÇELİK (1861-1949)
Hulâsatü'l-beyân adlı tefsiriyle tanınan
son devir din âlimi ve siyaset adamı.
1861 yılında Hadim'in Kongul Köyü'nde doğmuştur. Babası, ulemâdan
Çelik Hüseyin Efendi'dir İlk tahsilini köy mektebinde Anbarlızâde
Mehmet Efendi'de görür. Tomakzâde Mehmet Efendi'de Emsile, Bina
okur. 1877'de Hadim Medresesi'ne kaydolur. Burada Hafız Ahmet
Efendi'de Sarf ve Arapça dersi alır. Hocası, Bardas (Karaman) Köyü
Medresesi'ne müderris olunca onunla beraber gider. 1879'da Hadim
Medresesi'ne geri dönen Mehmet Vehbi, bir yıl sonra Konya'da
Şirvaniye Medresesi'ne girer. Konya Müftüsü Hacı Hüseyin Efendi'den
(Kadınhanlı) Molla Câmî, Tavaslı Osman Efendi'den Fıkıh ve Usûl
derslerini alır.
27 yaşında iken 1888'de, ders okutup icazet vermeye başlayan Mehmet
Vehbi; gösterdiği liyâkat üzerine Konya Valisi Ferit Paşa tarafından
Mahmudiye Medresesi'ne müderris tayin edilmiştir. Bu arada daha
önce bahsedildiği gibi Ali Gâv Türbesi Türbedârı Mehmet Nesîb
Dede'nin vefatı üzerine " bâ-irâde-i âliye " türbedarlık, Hadimli
Mehmet Vehbi'ye tevcih edilir. Ardından imâ met görevini de
üstlenir. Müderrislik görevi, " İrâde-i âliyye" ile 10 Aralık 1911
de yenilenen Mehmet Vehbi'ye, bu vazifeden dolayı aylık 150 kuruş
maaş bağlanmıştır. 1901'den itibaren iki yıl Konya Hukuk Mahkemesi
reisliği görevini de yürütmeye başlayan Mehmet Vehbi, hattat Topçu
zâde İsmail Hakkı Efendi'nin ( 1919) kızı ile evlenir.
Şeyh Sadreddin Konevî imareti, Sarı Hafi Medresesi ve Konya Hukuk
Mektebi'nde dersler verir fakat en uzun süre ders verdiği yer
Mahmudiye Medresesi olur.
Siyasî Hayatı
Ulemâdan Hadimli Mehmet Vehbi, II. Meşrutiyetin ilânından sonra
yapılan seçimlerde I.Dönem Konya Milletvekili olarak İstanbul
Meclis-i Mebusanı'na seçilerek Aktif siyasî hayatın içine girer.
Mondros Mütarekesi'nden sonraki rehavet devri; Yunan'ın İzmir'e
çıkma¬ sı ile sona ermiştir. Millî duyguyu galeyana getiren o
ortamda Mehmet Vehbi Millî Kuvvetler lehine konuşmalar yapar. Bazı
subaylarla temasa geçer. Bun¬ dan ürken Vali Cemâl Bey. Hoca'yı göz
hapsine alır. Fakat o; yılmaz. İlgilileri uyarmaya devam eder.
Konya'nın hareketli zamanlarıdır. Kafalar bulanık, doğrular eğrilere
karıştırılmış, daha da önemlisi hizip-parti çekişmesi millî
bütünlüğü gölgeler hale gelmiştir. Aslında 1908'den bu yana
ekilenler biçilmektedir. Ama yanlış zaman ve ortamda. bazılarınca
Birinci Konya İsyanı, diye değerlendirilen iç kaynaşmalar vardır.
Fahrettin Paşa (ALTAY), halkı aydınlatmak üzere ü kişiye gider:
Vehbi Efendi. Fakı Efendi ve Rıfat Efendi.. Ulemâdan bu üç zatı
görevlendirir. Gösterilen çabalar sonucu olarak da Şakalak
Köprüsünde jandarma devriyesine ateş açma (5-6 Mayıs gecesi) ve
hapishane ayaklanması dışında bir olay meydana gelmez. Bunlar da
bastırılır. Vehbi Hoca ve arkadaşları halkı irşatta başarılıdır.
Ferit Paşa'ya bağlı Millî Mücadele'ye menfî tavır alan bir kaç
validen biri olan Cemâl Bey, Sivas Kongresi'ne delege
göndertmemiştir. Bunun üzerine Konya'ya gönderilmesi kararlaştırılan
Refet Bey'in, kuvvet toplayarak Konya'ya geldiğini öğrenen Cemâl
Bey, telaş kapılarak mahkumları silahlandırır. fakat Konya halkı
direnmek yerine milli kuvvetlerin safına geçmesi üzerine cemal bey
Konya'yı terk edip İstanbul'a kaçar. Cemal Beyin yerine Hadimli
Vehbi ( ÇELİK) vali vekili tayin edilir.
Bir yandan da meclisteki görevine devam eder. Meclis oturumlarında
zaman za¬man söz alır, Ona göre devlet dairelerinde "ne kadar memur
azalırsa o kadar iş ileri" gidecektir. "Bir dairede memurun çokluğu,
işin ileri gitmesini icap" ettirmez. Bu açık bir gerçektir. Üstelik
merkezde 7-8 bin lira fazla varken Hadim'de 200 kuruşa hizmet eden
memurlar göz önüne bile alınmamıştır.İstanbul'da, han memur
politikasının günümüzde de devam eden yanlışlığını, hem de taşra
gerçeğini dile gerilen Mehmed Vehbi; 1911 'den sonra Konya'ya döner.
Konya'ya dönüşü ile medreselerde yeniden ders okutmaya
başlar.Öğretmenlik görevlerinin yanında yazmayı da ihmal etmez.1908
yılında yayımlanan bir makalesinde İslâm Dini'nin nasıl
yüceltileceği, doğuda ve batıda nasıl doğru anlaşılması gerektiği
üzerinde durur. Ona göre "insanların hak olan bir şeye itirazları
ancak hakikâti bilmediklerinden ileri" gelmektedir. "Hakikâtini
bilince ise eski itirazından dolayı pişman olmayan zaten insan
değildir. Ama buna karşılık; dinin esası gibi, esas dindenmiş gibi
bazı cahil anlatıcıların söylediği gayr-i meşru maddelerle mücadele
edilmelidir.
Makalesinde ileri sürdüğü fikirleri tatbik etme yoluna koyulur ve
tefsirini yazmaya başlar. ve eserini 1915 yıllında 15 ciltte
tamamlar.
I.Dünya Harbi, koca Osmanlı Devleti'ni madden ve manen bitiren yola
girmiştir. Muhtemelen bir yenilgiye karşı Enver Paşa ve Teşkilât-ı
Mahsûsa (Osmanlı İstihbarat Teşkilâtı) tedbir alma lüzumunu
duymuşlardır. Onun için belli merkezlerde silâh, cephane ve
asker-yönetici hazırlığı yaparak millî varlığımızın yok edilmesine
karşı 1916'larda çare düşünülmüştür. Bu doğrultuda "Konya'da Veled
Çelebi (İZBUDAK) ve Hadimli Vehbi Hoca", "asker-sivil gerilla
kadrosunun seçkin unsurları" arasına alınmıştır.Ama hükümet valisiz,
makam boştur. Bu durum, endişe doğurur. 26 Eylül 15/1919 Cuma günü
ulemâ, tüccar ve esnaf temsilcileri Müftü Ali Rıza E fendi (Kadınhanlı)
başkanlığında toplanır. Edip Bey (ŞAKRAK) ve Ömer Vehbi Efendi'nin
teklifi İle Mehmet Vehbi Efendi, oybirliği vali vekili seçilir.
Halk "âdeta modern ve ideal bir usûl ile, kendi iradesine dayanarak
seçimle bir vali vekili tayin" etmiştir. Vali Vekili Mehmet Vehbi,
ilk iş olarak; işgal kuvvetleri komutanı ile görüşerek, asayişin
sağlanacağını, fakat şehrin işgaline girişildiği takdirde buna
silâhla karşı konulacağım bildirir. Bu haksız yere tutuklananlar ve
hapsedildiler serbest bırakılır Kısa süren vali vekilliğinde (26
Eylül 1335/1919-28 Teşrinievvel(Ekim) 135/1919) Mehmet Vehbi, ikinci
önemli icraatını da gerçekleştirir. 8 Ekim 919'da Konya ileri
gelenlerini hükümet binasında toplar. Sivas Kongresi kararlarının
Konya'da uygulanacağını açıklar. Bunun için önce Anadolu ve Rumeli
Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Konya Şubesi'nin oluşturulması
gerekmektedir. Toplantıya katılanlardan 30 kişi seçilir. Onlar da
kendi içlerinden 10 kişimi Seçerek Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Yönetimi'ni oluştururlar.
Mehmet Vehbi'nin vali vekilliği; İstanbul Hükümeti'nin Kuvay-ı
Milliye ileri gelenleri ile anlaşarak, Konya'ya Suphi Bey'i vali
tayin etmesi ile sona erer.
Mehmet Vehbi, vali vekilliğinden ayrılır. Fakat Millî Mücadele'nin
kazanılması için halkı uyarı ve harekete geçirme faaliyetleri devam
eder. Zaten bu aylar Konya'nın hareketli zamanlarıdır. Mitingler
düzenlenir. Hadimli, 15 Ocak I920'de düzenlenen Konya Mitingini'nin
tertip komitesi içindedir. Mitingde heyecanlı bir konuşmada yapar.
Bu arada Mehmet Vehbi, Meclis-i Mebusan'a dördüncü dönem Konya
Milletvekili olarak seçilir. 12 Ocak 1920'de toplanıp 18 Mart
1920'de çatışmalarına ara veren Son Osmanlı Meclisi'ndeki 5 Konya
milletvekilinden biridir. Zaten bu mebusların üçü müderristir.
Mehmed Vehbi, orada da aktiftir. Mebuslar Meclisi, İngilizler
tarafından işgal edilince, temsilen Meclis Heyeti olarak yanına Rauf
Bey (ORBAY), Balıkesir Mebusu Abdülaziz M. Efendi (TOLUN) ile
birlikte Padişah Mehmet Vahideddin'i ziyaret ederler. 16 Mart 1920
tarihinde padişaha: " Şevketmeâb, millet azimlidir. Vatanı da sizi
de kurtaracaktır ."der. Vahideddin ise, "Hoca...Hoca..sözlerinize
dikkat ediniz. Bu adamlar isterlerse yarın Ankara'ya girerler'" der
Bunun üzerine Abdülaziz M. Efendi, eliyle sarayın penceresinden
gözüken düşman donanmasını işaret ederek: "Bu kafirlerin kudreti şu
denizdeki toplarının menzili içindedir. Millet demir gibidir. Onu
yıkamayacaklardır." cevabını verir. Mehmet Vehbi ise ayakta ve
heyecanla, " millet yurdunu son damla kanına kadar müdafaa edecek ve
cenabı-ı Hak'ın inayeti ile muzaffer olacaktır , Padişahım...Buna
itimat ediniz." deyince Rauf Bey, arkadaşlarını doğrular: "Hoca
Efendiler, zat-ı şahanelerine hakikati arz ediyorlar.."
Padişahın cevabı, konuşmaların seyrine pek uygun değildir.
Anlatıldığına göre: "Bu millet koyun sürüsü.. Bir çoban lâzım. O da
benim." der. ve ayağa kalkarak görüşmelere son verir. Vehbi Hoca,
sarayı terk ederken arkadaşlarına. "Bu adam nefsini ıslah etmezse
âkıbeti fenadır" der. İlginçtir, Millî Mücadele kazanıldıktan sonra
Sultan Vahideddin'in tahttan indirilme fetvasını, 1922'de Şer'iye ve
Evkaf Vekili olarak Vehbi Hoca verecektir .
İstanbul'un işgalinden sonra Mehmet Vehbi Ankara'ya geçer. Nisan
1920 başında Refet Bey'in beraberinde getirdiği n Konya heyeti ile
görüşür. İçlerinde vali. belediye başkanı, müftü, Müdafaa-ı Hukuk
Cemiyeti ve muhalifleri, komutan Fahrettin Bey'in de bulunduğu
heyetle birlikte Konya'ya döner. Ardından 1920'de açılan TBMM'ne
Konya Milletvekili olarak katılır. Ankara-Konya ve cepheler arasında
âdeta mekik dokuyarak uğraşan meclisin faal üyelerindendir
22 Haziran 1920'de Yunan ileri taarruzu üzerine mecliste şiddetli
tartışmalar çıkar. Cepheyi ziyaretten birkaç gün önce dönen Mehmet
Vehbi, meclise moral aşılar: " Arkadaşlar, gidiniz de cepheyi, vatan
ve milleti uğruna şehâde şerbetini içmeye azmetmiş kahramanları,
onların sarsılmaz imanlarını görünüz. ordunun maneviyatı da kuvveti
de yerindedir ve er-geç düşman mağlup olacaktır." der. Bu heyecanlı
nutukla meclis sükunet bulur.
Konuşmalarını, güçlü bir mantık ve yerinde tespitler üzerine İnşa
etmektedir. 5 Temmuz 1920'de yaptığı konuşmada, asker kaçaklarının
çokluğuna dikkat çekerken, sebeplerini de ortaya koyar ve tedbir
alınmasını ister.
….
Mehmet Vehbi, zaman zaman Reis ve İkinci Reis Vekili olarak meclis
oturumlarını idare etmiştir. Yeri geldikçe, günümüzde de baş ağrıtan
konulara değinir. Milletvekili maaşlarının artırılması meselesi
bunlardandır. Mecliste bu doğrultuda bir teklif 08 ocak 1921
tarihinde görüşülürken o tam tersini savunur. Kendisi de
milletvekili üstelik maaşla geçinen birisidir. Ama maaşın
artırılması yerine "yarıya indirilmesini" ister. Milletvekillerini
"zaruret çekmeye, kanaat etmeye" çağırır. Çünkü millet Öyledir.
Durum iyileşince o zaman başka bir şey düşünülebilecektir.
22.01.1337 tarihli konuşmasında ise gayr-i Müslimlerin durumunu ele
alır. Bu ülkede vergi veren, ölen, vatan için işini, yuvasını terk
edenler Müslümanlardır. Gayr-i Müslimler ise evlerinden
ayrılmamakta, işlerine devam etmektedirler. Giderekten onlar, nüfus
olarak Müslüman kitle aleyhine çoğalacak hatta ülkeye hakim
olacaklardır. Zaten mevcut zenginler onlardır. Öyleyse gayr-i
Müslimler de maddî yönden vergilendirilmen, vermeyenler evlerinden
Müslümanlar gibi uzaklaştırılarak yol vb. bayındırlık işlerinde
çalıştırılmalıdırlar
…..
Mehmet Vehbi, dolaylı da olsa basınla ilgili bir yaraya da parmak
basar. Londra Konferansı öncesidir.
(4.2.1337/1921 tarihli 2 celse). Kamuoyu oluşturulması
gerekmektedir. Konuşmasında, davetsiz gitmeyelim ama gazetelerde
yazılar çıkartalım, der. Çünkü gazeteler, özellikle "Tan, bir
makaleyi beş yüz liraya yazmaktadır
Meclis'e başkanlık ederken Men'-i Müskirat (içki yasağı) Kanunu ile
ilg ili olarak "haddi şert “ denilen dayak cezasının kabulünü teklif
eden Mehmet Vehbi, sadece politik kaygıları göz önünde tutarak
düşünen birisi değildir. 14.10 1338/1922 tarihli görüşmede
milletvekillerinin aylıktan ayrı olarak harcı rah alırken "donu
yırtık, ayağı yalın, başı açık, üzerinde yüz yerinde yaması olan
kadınları" düşünmelerini ister.
Vahideddin'in hal fetvasını veren Mehmet Vehbi, aynı sultanın
Türkiye'yi terk etmesinden bir gün sonraki 18.11.1338/1922 tarihli
5. gizli celse görüşmelerinde "Hilafet'le ilgili düşüncelerini
açıklar. Halifenin ne yapması gerektiğini, görevlerini sayar. Aynı
zamanda bu sıra Şer'iye Vekili de olan Mehmet Vehbi'nin görüşü
şudur: "Halife dünyayı imara çalışacaktır. Şeriatın hükümlerini
uygulamaya mecburdur. Mazlumun intikamını zalimden almaya güç
yetirecek, âlim, müctehid, sahibi rey ve tedbir olacaktır. Şecaat,
besâlet (kahramanlık-yiğitlik) sahibi olacaktır. Bu şartları taşıyan
kimse yoktur. Müslümanlar için bîr halifeye biat da lâzım ve
vaciptir. Geciktirilmesi de caiz değildir. Öyleyse bir halife
seçilir o da şer'î vazifesini meclise devreder. Meclis vasıtası ile
gördürebilir." Böylece Mehmet Vehbi, bir din adamı olarak günün
şartları ile uyum sağlayacak çözümler ortaya koymaya çalışmaktadır.
Mehmet Vehbi'nin, meclis çalışmaları ve milletvekilliğinde
kendine has bir tutarlılık vardır. O, "meslek sahibi, karakterli bir
din adamıdır. Yalnız din işlerini değil, dünya işlerini de yakînen
takip ederdi. Mecliste maliyeye dair görüşmelerde mutlaka söz alır
konuşurdu O, inancı ve kanaati hiç bir yer¬de sarsılmayan eski
medrese ulemâsının o devirde canlı bir timsalindir. "Vehbi Efendi,
kelimenin bütün manâsıyla milletin vekili idi. Hürriyet-i fikriye ve
kanaat-i vicdaniye sini hiç bir menfaat karşılığında feda etmeyecek
derecede karakter sahibi idi. Hiç kimsenin tesiri atanda kalmaz, hiç
bir bloğa katılmazdı.'* 8
Mehmet Vehbi, meclisteki çalışmaları yanında, vekili bulunduğu
Konya'yı ihmal etmemiştir. M. Kemâl, Rus Elçisi Aralof Yoldaş,
Azerbaycan Elçisi İbrahim beyin de hazır bulunduğu Nalbant Mektebi
diploma töreninde Hadimli Mehmet Vehbi Efendi de vardır. O da
diploma verir Bu törenden üç gün sonra Mustafa Kemâl. Vali Vekili
Mustafa Abdülhâlık (RENDA). Mehmet Vehbi, Kâzım Hüsnü ve Samsun
Milletvekili Nazif Bey'ler şerefine bir öğle yemeği verir. Bundan
Mustafa Kemâl'in nazarında itibarının yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Mehmet Vehbi, cepheyle teması hiç kesmemektedir. Yanında yukarıda
adı verilen iki milletvekili (Kâzım Hüsnü. Nazif Bey) ve Maarif
Müdürü Ferit Bey (UĞUR) olduğu halde Akşehir'e gider. On güne yakın
bir ziyaretten sonra dönerler, Babalık, hem gidişini hem de dönüşü
haber olarak vermiştir
Son Şer'iye ve Evkaf Bakanlarından olan Mehmet Vehbi'nin Mart
1923'ten itibaren TBMM Gizli Celse Zabıtlarında konuşmasına
rastlanılmaz. Çünkü 15 Nisan 1923'te bakanlıktan sonra Birinci
Meclis'in feshe¬ dilmesi ile geri dönmemek üzere milletvekilliğinden
ayrılmıştır. Kendi tefsirin de; "bazı sebeplerle Şer'iye
Vekilliği'nden çekilen Mehmet Vehbi'nin, bir süre siyaseti bırakıp"
Ankara'da kaldığı yazılıdır. Ama "sebep" açıklanmamıştır. "
Ankara'da siyasetten yeni çekildiği sıra Şemsettin Günaltay'ın
teşviki ve Konyalı Hacı Kaymak zâde Hacı Mahmut ve oğlu Kasım
Efendi'nin maddî desteği ile 15 ciltlik tefsirini bastırmış daha
sonraki yılarda siyasetten uzak kendi halinde bir hayat sürmüştür.
88 yaşlarında iken 27 Kasım 1949'da vefat eden Mehmet Vehbi, Musalla
Kabristanı'na gömülmüştür.
Şahsiyeti
Ciddi, vakur bir zattır. Kuvvetli bir irade sahibidir. Şer'iye ve
Evkaf Vekili iken, vekâletin makam arabası olan resmî atlı arabaya
bir gün bile binmemiş ve milletvekilliğinde olduğu gibi bakanlığında
da, evi ile meclis 3 km. mesafede olmasına rağmen; her gün yaya
gidip gelmiştir.
Bakanken ne sarığında ne de giydiği mest ve lastiğinde en küçük bir
değişiklik yapmamıştır. Her zaman siyah veya siyaha yakın koyu renk
elbise giymektedir. Orta boylu, tıknazca ve soğukkanlıdır. Bir gün
bile hasta olarak yatağında yattığı görülmemiştir.Sevdikleri ile
şakalaşmaktan hoşlanırdı. Sohbetleri tatlı ve nüktedandır.
30 yaşından sonra nargile içmeye alışıp, tiryakisi olmuştur. Tren ve
diğer yolculuklarında nargilesini yanında taşırdı. Tiryakisi olduğu
halde bazen iradî olarak 6 ay içmezdi.
Siyasetten çekilince Konya'da bir çeşit inziva hayatı yaşamıştır.
Yeğeni Dr. Muammer Çelik'in bildirdiğine göre Atatürk'ün emri ile
Ali Gâv (Mahmudiye) Medresesi ve bahçesi kendisine yazlık ikâmetgâh
olarak tahsis edilmiştir,
Yazları bu bahçede geçirmiş ve 1944'te buradan ayrılmıştır. Kışları
ise Tercüman Mahallesi'ndeki evinde kalmıştır. Son günlerini evinde,
mescidinde mütalaa ile geçirmiştir. Arada bir çarşıya iner, tüccar
oğlu Fevzi Çelik'in dükkanındaki koltuğuna oturup dostları ile
görüşüp ziyaretçilerini kabul eder, nargilesinden de 1-2 nefes
çekerdi.
Eserleri
Mehmet Vehbi'nin bilinen eserleri şunlardır:
• Hulasatü'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'an.
• Akaid-i Hayriye (Arapça ve Türkçe basılmıştır.)
• Ahkâm-ı Kur'âniye {500 sayfalık, basılmıştır.)
• Sahih-i Buhârî-Tecrîd-i Sarih (9 Cilt 5.000 sayfalık bir eserdir.)
• Siyasî Hatıralar (basılamamıştır.)
Mehmet Vehbi, eserleri kadar ülkeye bir çok talebe yetiştirmiş
birisidir. Eğitimci Osman Zühdü Efendi (1881-1956), Bardaslı Hacı
Hasan Efendi (1882-1961) Mehmet Hilmi Kağnıcı Efendi (1877-1957)
Halil Efendi bunlardan bir kaçıdır .
YARARLANILAN KAYNAKLAR :
ARABACI, Caner Osmanlı Dönemi Konya Medreseleri (1900-1924 ) Konya,
,1994.s.321-339
Mehmet Vehbi ÇELİK'in biyografisi , Caner ARABACI'nın Osmanlı Dönemi
Konya Medreseleri (1900-1924 ) isimli kitabından iktibas yapılmıştır
.
İkinci bir kaynaktan Mehmet Vehbi ÇELİK
Bu yazıyı
hazırlayıp yayınlamam için veren
Atilla1981 kardeşime teşekkür ederim. |