BİR DAHİ KEŞFEDİLİYOR
1965 yılının 15 Kasım gecesi İstanbul'da doğdu. İki yaşında annesinin çaldığı piyanonun sesiyle iki yanına neşe içinde sallanırdı. Dört yaşında piyanodan hoş sesler çıkarmaya başladı, duyduğu şarkıları kendi kendine mırıldanması annesinin dikkatini çekti ve onu elinden tuttuğu gibi Türk Beşleri'nin en önemli
isimlerinden biri olan Cemal Reşit Rey'e götürdü. Üstat, çocuğa piyanoda bir şeyler çaldı tekrar etmesini söyledi. Hemen oracıkta bebek dahinin müzikteki yeteneği keşfedilmişti.
HARİKA ÇOCUK OLMAK ZORMUŞ! Zaman geçirmeden konservatuvar sınavlarına girdi ve 4 yaşında daha harfleri öğrenmeden nota öğrenmeye başladı. Ertesi yıl ilkokula da yazılacak ve artık onun için zorlu maraton başlayacaktı. Yıllarca yaşıtlarını oyun bahçelerinde oynarlarken piyano çalıştığı pencereden izledi.
HEDEF VİYANA Yedi yaşında Harika Çocuklar Sınavı'na girdi ve üstün müzik yeteneği dışında kültürüyle de sınavda birinciliği kimseye kaptırmadı. Jüri
de bulunan Adnan Saygun'un "En büyük Türk bestecisi olacağım. Adnan Saygun'dan daha iyi besteler yapacağım demesi o günlerde bile gelecekteki kimliğini çizmiş olduğunu ortaya koyuyordu. Lise ve konservatuvarı birlikte okudu. 16 yaşında her ikisini de bitirince Türkiye'de ve Avusturya'da sınava girdi. Burada İstanbul Hukuk Fakültesi'ni kazandı ama Viyana Müzik Akademisi piyano ve bestecilik bölümlerini kazanınca uzun bir eğitim için Viyana'ya gitti. Viyana Müzik Akademisi'nin bu iki bölümünü de başarıyla bitiren Tuluyhan, lisans eğitimini bitirdikten sonra sanat yaşamı için önemli bir karar aldı.
TULUYHAN KENDİNİ ÇALMALI Dünyanın
en büyük bestecilerinin müziklerini çalışmış, onların sadece notalarını değil, yaşamlarını da öğrenmişti. Eğer onlar kendi dönemlerinde sadece kendi eserlerini çalmasalar geriye onlardan bir şey kalır mıydı? Bu sorunun yanıtını ararken, her türlü zorluğa karşın müzik dünyasında savaşmaya ve sadece kendi müziğini seslendirmeye karar verdi. 1987'de Avrupa'da verdiği canlı konser kayıtlarından oluşan ilk albümünü doldurdu. "Go With God" isimli bu çalışma onu Orta Avrupa'da ünlendirdi ve etnik klasik new age tarzının saygın isimleri arasına girdi. Kainat, Bach ve inanç konuları onu derinden etkiliyordu. İkinci albümünde Bach'ın etkisiyle kutsal kitapları işledi: Kutsal Kitaplardan Ayetler...
MEMLEKETE DÖNÜŞ 1993'de vatani görevini yapmak için Türkiye'ye geldi. Ankara'da yedek subay olarak vatani görevini yaparken Mustafa Altıoklar'la tanıştı. Mustafa ona Hezarefen'i anlattı ve "Sen zaten uçuyorsun, haydi bakalım bir düşün" dedi. Tuluy, daha film çekilmeden aylar önce filmin müziklerini bitirmişti bile... İstanbul Kanatlarımın Altında filmi Batı'nın yıllar önce keşfettiği bir Türk sanatçıyı kendi ülkesinde ünlendirmişti..
(Tuluyhan Uğurlu'nun 1996 çalışmaları için ESERLERİ bölümüne bakınız.)
Yazı ve Resimler Tuluyhan UĞURLU'nun sitesinden alınmıştır.
Copyright © Taşkent, Pirlerkondu Tüm hakları saklıdır.