ÇANAKKALE SAVAŞINDA
TAŞKENTLİ ŞEHİTLER
Birinci Dünya Savaşında İtilaf devletlerinin karşısında, Almanya'nın
yanında savaşa girdik. İngiltere ve Fransa, başkentimiz İstanbul'u işgal ederek
Osmanlı devletini savaş dişi bırakmak amacıyla Çanakkale'yi geçmeye
kalkıştılar. Bütün güçleriyle saldırdılar. Önce denizden geçmeyi denediler. Deniz
harekatı Şubat 1915'de başladı. 18
Mart'ta İtilaf devletlerinin boğazı geçme teşebbüsleri hüsrana uğradı. Birçok gemileri
battı.
25 Nisanda kara savaşları başladı. Çıkartma yapan İngiliz birlikleri geri
püskürtüldü. Ama saldırıların ardı arkası kesilmedi. Mayıs, Haziran, Temmuz
ayları
boyunca göğüs göğse çarpışmalar sürdü. Ağustos'ta Anafartalar yöresinde
yapılan
büyük çıkartma da geri püskürtülünce Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini
anlayan İngilizler ve diğerleri yenilgiyi kabul ettiler. Kasım 1915'de geri gittiler.
Çanakkale Savaşları, birinci dünya savaşının en kanlı çarpışmalarındandır. Her iki
taraf ölü ve yaralı olarak toplam beşyüzbine yakin kayıp vermiştir. Genelkurmay Askeri
Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı'nın, resmi kayıtlara dayanarak tespit
ettiği şehit sayısı 213.882'dir.
Çanakkale'de her il ve ilçeden sayısız şehitler verdik. Babam, "Çanakkale
savaşında Taşkent'te her aileden bir şehit vardır" derdi. Kendisinin üç
amcası
Çanakkale'ye gitmiş ve dönmemişlerdi.
Çocuklara aylar öncesinden söz vermiştim, Çanakkale savaşının geçtiği yerleri
gezdirmek için. Temmuz sonu, Gelibolu yangınının hemen ertesi günü yolumuz
düştü.
Çanakkale anıtının altındaki müzeden başladık geziye. Abidenin arka kısmında
şehitliği
görünce çok sevindim. 1992'de yapılmış. Yıllar önce geldiğimde İngiliz,
Fransız, Anzak
askerlerinin mezarlarını görüp imrenmiştim. Bizim şehitliğimiz yoktu o zamanlar.
Tertemiz, çiçekler içinde, şehitlerimize yakışan mermer mezarlar yapılmış. Taslarda
açıklığı yukarı bakan bir ay ve yıldız, altında memleketi, baba adi, adi,
doğum tarihi ve yası kayıtlı. Öğrendiğime göre burada ve diğer şehitliklerde; 76 vilayetimiz ile bugün
sınırlarımız dışında kalan 13 devlette doğmuş, (1914'de o topraklar bizimdi) toplam 500
küsur şehidin mezarı bulunuyor.
Şehitlerimizin ruhlarına fatihalarımızı okuduktan sonra, çocuklarla
mezarların aralarında dolaşmaya başladık. Tanıdık bir isim görürüm belki diye,
dolaşırken bir Taşkentli şehidin mezarına rastladım. Birden bir yakinimi
görmüş gibi irkildim. Daha yakından baktım.
KONYA-TAŞKENT
FAKİH oğlu AHMET
Doğum 1883
22 yasında
Çoluk çocuk çok heyecanlanmıştık. Acaba başka Taşkentli şehit mezarı var mi diye
araştırdık. Yoktu. Hemşehrim Fakih oğlu Ahmet'e özel bir fatiha daha okuduktan sonra
oradan ayrılarak gezimizi sürdürdük.
îkinci durağımız Seddülbahir cephesindeki şehitlikti. Burada Ezineli Yahya
Çavuş ve 63
silah arkadaşı yatıyordu. Araştırmacı yazar Mehmet Ihsan Gençcan, "Çanakkale
Savaşları ve Menkıbeler" isimli kitabında bu kahramanların hikayesini söyle
anlatıyor:
"24 Nisan 1915 günü, ikindi vakti Seddülbahir cephesindeki birliklerimiz
düşmanı
Kirte önlerinde karşılanmak üzere mevzilenmişti. Savaş tecrübesi üstün ve disiplinli
bir asker olan Ezineli Yahya Çavuş, içtima sırasında önce çıktı ve alay
komutanına:
-"Kumandanım düşman bu topraklara ayak basmamalıdır. Çıkartma
yapacakları noktaya
gidip, onları durdurmam için izin ver. Hemşerilerimden 10 er alabilir miyim?"
diyerek izin istedi.
Komutan izin verince, bir anda tam 63 er otaya çıktı. Erler:
-"Çavuşum, Müslümanlıkta hemşerilik mi ileridir, yoksa kardeşlik mi? Bizi
kendinden ayırma" dediler.
İşte bu 63 kahraman Seddülbahir'in batisindaki Ertuğrul Koyu'nun yanlarına gece sabaha
kadar siper kazıp yerleştiler. 25 Nisan sabahı karaya çıkan üç bin düşman askeri orada
öldü. Aksama doğru 63 kişiden yalnız üçü kalmıştı. Daha sonra onlar da şehit
oldular."
Burada yatan şehitlerimize de fatiha okuyup şehitliği gezerken, dikkatle
Taşkentli aradı
gözlerimiz. Sonunda bulduk da...
|
 |
|
KONYA-TAŞKENT
YAKUP oğlu ETHEM
Doğum 1894
21 yaşında |
Bire elli nibetinde düşman askeri öldürerek Çanakkale'yi geçilmez
kılan 63 şehitten
biri olan hemşehrim Yakup oğlu Ethem ile onur duydum. Ruhuna bir fatiha okuduktan sonra
oradan da ayrıldık.
Conkbayiri'na çıkarken sağda Kanlısırt şehitliği düzenlenmiş... Kanlisirt,
Ağustos
1915'de en kanlı savaşların olduğu tepelerden biri. Akan kanlar sırttan
aşağı doğru
tamamen kaplamış tepeyi ve burası kayıtlarda Kanlisirt olarak
isimlendirilmiş...
Yangın henüz o sabah söndürülmüştü. Alevler şehitliğin girişindeki
şadırvanın suyunu kurutmuş ve açık hava mescidinin halisi yanmıştı. ama
şehitlikteki rengarenk çiçekler
tüm güzellikleriyle canlıydılar.
Ben arabayı park edip etrafa göz atarken, kızlarım Aysu han ile Aslıhan,
şehitliği bir
solukta turlamışlardı bile. Ve koşup yanıma gelerek,
-"Baba, Taşkentli yok burada" dediler.
Bu şehitlik de harf sırası takip edilmemişti. Tek tek aramak gerekiyordu. Evet,
Taşkentli
yoktu. Ansızın beklemediğim hös bir sürprizle karsılaştım. "PİRLERKONDU". Hem
de 4 tane.
Hepsinin ruhuna birer fatiha okuduktan
sonra döndük. Sülale isimleri olmadığından kimlerden olduklarını bilemiyorum. Belki
çok yakin akraba, belki de uzak. Ama hepsi hemşehrimiz olsun, olmasın
övüneceğimiz,
anılarını sonsuza kadar yaşatmamız gereken şehitlerimiz. Diğer ikiyiz bin
şehidimiz gibi
Çanakkale'yi onlar kazandılar. Vatanin namusunu ve İslam'ı çiğnetmediler. Türk devleti
ilelebet yasasın diye öldüler.
Tüm Çanakkale şehitlerine Allah rahmet eylesin.
Dr. Latif ALPKAN
Kaynak: Çağrı Dergisi
Eylül
- Ekim 1994 Sayı: 10
|